Giriş

Tüketici mahkemesi, tüketici işlemleri ile ilgili tüketiciye yönelik her türlü uyuşmazlığa bakmakla görevli özel ve bu alan üzerine uzmanlaşmış bir ihtisas mahkemesi olup (6502 sayılı Kanun m73/1), yazımızda bu mahkemenin çalışma usulü ve ilgili görev alanları ele alınacaktır.

Tüketici mahkemeleri nezdinde tüketici olarak açılacak davalar harçtan muaf olmakla birlikte, mahkemenin görev alanı 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun ile belirlenmiştir.


Tüketici Mahkemesinin Yapısı

Tüketici mahkemesine başvurabilmek için uyuşmazlığın belirli bir para sınırını aşması gerekmektedir. Eğer somut uyuşmazlık parasal sınırı aşmıyorsa öncelikle Tüketici Hakem Heyetine başvurulmalıdır. Tüketici Mahkemesinin parasal sınırları ve usuller 6502 sayılı kanunun 68. maddesinde belirtildiği üzere her yıl yenilenmektedir.

2021 yılı için parasal sınırlar şu şekildedir;

  • Değeri 7550 TL altında bulunan uyuşmazlıklarda İlçe  Tüketici Hakem Heyetlerine başvurulmalıdır.
  • Büyükşehir statüsünde olmayan illerde 11.330 TL altında bulunan uyuşmazlıklarda İl Tüketici Hakem Heyetine başvurulmalıdır.
  • Büyükşehir statüsünde olan illerde ise 7.550 TL ile 11.330 TL arasında bulunan uyuşmazlıklar için İl Tüketici Hakem Heyetine başvurulmalıdır.

Buna göre bu değerlerin üzerindeki uyuşmazlıklar için tüketici hakem heyetlerine başvurmadan doğrudan Tüketici Mahkemesi sorumlu olacaktır.


Tüketici Mahkemesin Görev Alanı

1-) Tüketici İşlemleri

Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlem esasında bir tüketici işlemidir. Bu tür sözleşme ve hukuki işlemlerden doğan uyuşmazlıklar ise tüketici mahkemesini görev alanına girmektedir.

Bu bağlamda Tüketici Mahkemelerinin görev alanına girecek sözleşmeler şu şekildedir;

  • Eser sözleşmeleri,
  • Taşıma sözleşmeleri,
  • Simsarlık sözleşmeleri,
  • Sigorta sözleşmeleri,
  • Vekâlet sözleşmeleri,
  • Bankacılık sözleşmeleri,
  • Ve yukarıdaki sözleşmelere benzeyen her türlü sözleşme.

Önemle belirtmek gerekir ki, yukarıda belirtilen sözleşmeler ile ilgili olarak, bu sözleşmelerin imzalanmadan önce sözleşmenin kurulması esnasında veya sözleşme akdedildikten sonra yapılan uygulamalardan doğan uyuşmazlıklarda da tüketici mahkemesi görevli olacaktır. Zira Tüketici mahkemesi bu sözleşmelerin kurulmasından önce veya sonraki işlemlerle ilgili olan uyuşmazlıkları da çözüme kavuşturmakla görevli olan bir mahkemedir. 

2-) Tüketici Hakem Heyetlerine Yapılan İtirazlar,

Yine tüketici mahkemelerinin bakmakla yükümlü olduğu parasal sınırın altında kalan uyuşmazlıklar ile ilgili tüketici hakem heyetlerinin verdikleri kararlar ile ilgili itiraz mercii Tüketici Mahkemeleridir. Tüketici hakem heyetlerinin verdikleri kararlara karşı taraflara tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içerisinde itiraz edilebilecektir.


Tüketici Mahkemelerinde Yargılama Usulü

Tüketici davaları, tüketicinin yerleşim yerinin bulunduğu yerdeki tüketici mahkemesinde de açılabilir (6502 sayılı Kanun – m.73/6). Tüketici mahkemelerinde görülecek davalar 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun Altıncı Kısım hükümlerine göre (basit yargılama usulü) yürütülür.

Tüketici davaları, tüketicinin yerleşim yerinin bulunduğu yerdeki tüketici mahkemesinde de açılabilir. Tüketici mahkemelerinde basit yargılama usulü uygulanır (6502 sayılı Kanun m.73/4). Basit yargılama usulünün özellikleri şunlardır:

  • Basit yargılama usulünde mahkemede dava açılması ve davaya cevap verilmesi bir dilekçe ile olur.
  • Cevap süresi, dava dilekçesinin davalıya tebliğinden itibaren iki haftadır. Taraflar cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçesi veremezler.
  • Taraflar dilekçeleri ile birlikte, tüm delillerini açıkça ve hangi vakıanın delili olduğunu da belirterek bildirmek; ellerinde bulunan delillerini dilekçelerine eklemek ve başka yerlerden getirilecek belge ve dosyalar için de bunların bulunabilmesini sağlayan bilgilere dilekçelerinde yer vermek zorundadır.
  • İddianın genişletilmesi veya değiştirilmesi yasağı dava açılmasıyla; savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi yasağı cevap dilekçesinin mahkemeye verilmesiyle başlar.

Mahkeme, mümkün olan hâllerde tarafları duruşmaya davet etmeden dosya üzerinden karar verir.

Daha önce karar verilemeyen hâllerde mahkeme, ilk duruşmada dava şartları ve ilk itirazlarla hak düşürücü süre ve zamanaşımı hakkında tarafları dinler; daha sonra tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları tek tek tespit eder. Uyuşmazlık konularının tespitinden sonra hâkim, tarafları sulhe veya arabuluculuğa teşvik eder. Tarafların sulh olup olmadıkları, sulh olmadıkları takdirde anlaşamadıkları hususların nelerden ibaret olduğu tutanağa yazılır; tutanağın altı hazır bulunan taraflarca imzalanır. Tahkikat bu tutanak esas alınmak suretiyle yürütülür.

Mahkeme, tarafların dinlenmesi, delillerin incelenmesi ve tahkikat işlemlerinin yapılmasını yukarıdaki fıkrada belirtilen duruşma hariç, iki duruşmada tamamlar. Duruşmalar arasındaki süre bir aydan daha uzun olamaz. İşin niteliği gereği bilirkişi incelemesinin uzaması, istinabe yoluyla tahkikat işlemlerinin yürütülmesi gibi zorunlu hâllerde, hâkim gerekçesini belirterek bir aydan sonrası için de duruşma günü belirleyebilir ve ikiden fazla duruşma yapabilir.


Tüketici Mahkemelerinde Arabuluculuk

8 Temmuz 2020 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanan 7251 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun (“Kanun “) ile 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’a (“Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun“), “Dava şartı olarak arabuluculuk” başlığı ile “73/A” maddesi eklendi. Bu maddeyle, parasal sınır olan 10.390 TL ve üzerindeki tüketici uyuşmazlıklarında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı haline getirildi.

Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’a eklenen 73/A maddesi uyarınca tüketici mahkemelerinde görülen ve parasal sınır olarak 10.390 TL ve üzerindeki uyuşmazlıklar veya konusu para ile belirlenemeyen uyuşmazlıklar zorunlu arabuluculuk dava şartına tabi kılınmış ve dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması zorunlu bir dava şartı haline getirilmiştir.  Bununla birlikte,

  • Tüketici hakem heyetinin görevi kapsamında kalan uyuşmazlıklar (10.390 TL altında kalan uyuşmazlıklar),
  • Tüketici hakem heyeti kararlarına yapılan itirazlar,
  • İhtiyati tedbir kararlarının alınması,
  • Üretimin veya satışın durdurulması ve malın toplatılmasına ilişkin davalar,
  • Tüketici işlemi mahiyetinde olan ve taşınmazın aynından kaynaklanan uyuşmazlıklar

zorunlu arabuluculuk kapsamının dışında tutulmuştur.

Kural olarak, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun 18/A/11. maddesi uyarınca, dava şartı olan arabuluculukta taraflardan birinin geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmaması sebebiyle arabuluculuk faaliyetinin sona ermesi durumunda toplantıya katılmayan taraf, yargılama giderinin tamamından sorumlu tutulur ve bu taraf lehine vekâlet ücreti hükmedilemez. Ancak Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 73/A. maddesi, bu kurala bir istisna getirmiştir. 73/A maddesine göre, tüketicinin geçerli mazereti olmaksızın ilk toplantıya katılmaması sebebiyle arabuluculuk faaliyetinin sona ermesi durumunda, tüketici yargılama giderinden sorumlu tutulmayacak ve tüketici lehine vekâlet ücretine hükmedilebilecektir.

Derdest davalar ise zorunlu arabuluculuk kapsamının dışında tutulmuştur. Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’a eklenen Geçici 2. madde uyarınca dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümler, bu hükümlerin yürürlüğe girdiği tarih itibariyle ilk derece mahkemeleri ve bölge adliye mahkemeleri ile Yargıtay’da görülmekte olan davalar hakkında uygulanmayacaktır.

Kanun ile uyuşmazlık tutarı 10.390 TL ve üzerindeki ve istisna kapsamında kalmayan tüketici uyuşmazlıkları da zorunlu arabuluculuk kapsamına alınmış ve dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı haline gelmiştir. Bu doğrultuda, arabulucuya başvurmadan doğrudan dava açılması halinde dava usulden reddedilecektir.

 


Not : Sitemizde yer verilen bilgiler, ilgili mevzuatlar ışığında konuyu genel hatlarıyla ele alır şekilde düzenlenmiştir. Eğer kendinize özel ve her vakaya göre değişkenlik gösterebilen ihtilaf odaklı öneriler istiyorsanız alanında uzman avukatımız ile iletişime geçmek için tıklayınız.

Yukarda ve sitemizde yer alan bilgiler ve makaleler herhangi bir reklam amacı taşımamakla beraber sadece bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup, bilgi ve makaleler yazıldıkları tarih itibariyle güncel mevzuatımıza göre yazılmıştır.