Ayıplı Araç Satışı

Ülkemizde gerek ikinci el araba fiyatları gerekse de sıfır araçların fiyatları arz talep döngüsünün bir sonucu olarak bir hayli yükselmiştir. Nitekim vatandaşlarımız aylarca ve belki yıllarca biriktirdikleri paraları ile veya kredi çekerek araba almaktadır. Araç alım satımında en çok karşılaşılan durumlardan bir tanesi de aracın hasarsız olarak gösterilen aracın hasarlı çıkması veya satım esnasında satıcının beyanlarının gerçeği yansıtmaması durumudur.


Açık Ayıp – Gizli Ayıp Kavramı

Ayıp, satılandan beklenen yararları azaltan ya da kaldıran eksikliklerin bulunması halidir. İlk bakışta gözde görülecek şekilde var olan hasarlar ile ilgili açık ayıp söz konusu olurken, alıcının dikkat ve özen yükümlülüğünü yerine getirerek satılanın gözden geçirmesiyle ortaya çıkması mümkün olmayan eksiklikler ise gizli ayıp kapsamında olacaktır. Aracın kaportasında çizik olması, farlarının kırık olması açıp ayıba örnek olarak gösterilebilir.

İlk bakışta anlaşılamayan hasarlar ile ilgili olarak ise, aracın kaportasında boya veya değişen parçanın bulunması örnek gösterilebilir. Alıcının dikkat ve özen yükümlülüğünü yerine getirmesine rağmen daha sonradan ortaya çıkan ayıplar ile ilgili satıcı sorumlu olacaktır. Satıcın gizli ayıptan habersiz olması bu durumu etkilemeksizin satıcının sorumluluğu ayıba karşı tekeffül borcu kapsamında devam edecektir. Sonuç olarak alıcının hem 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun, hem de 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu kapsamında bir takım hakları mevcut olup, aşağıda bunlar detaylıca açıklanacaktır. 

İkinci El – Sıfır Araç

Gerek ikinci el araç alımında, gerekse de sıfır araç alımında ayıplı mal ve hukuki prosedür olarak herhangi bir ayrım yoktur. Burada en önemli olan husus satıcının kimliğidir. Zira satıcının araç satış işlemini ticari veya mesleki faaliyet kapsamında yapıp yapmamasına göre görevli mahkeme ve faydalanılan haklar değişecektir. Satıcının galerici veya bayii olması durumunda yetkili mahkeme tüketici mahkemesi olacak iken, aracı satın aldığını kişi sizin gibi bir ”binici” ise yetkili mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi olacaktır. 

Yargıtay 20. Hukuk Dairesi 2016/3155 E., 2016/5362 K.
“…. Mal veya hizmet alımına dair ilişkinin Tüketici Kanunu kapsamında kabul edilebilmesi için, satıcı/sağlayıcı kişinin ticari veya meslek amaçla hareket eden bir kişi, mal veya hizmet alan kişinin ticari veya mesleki amaçla hareket etmeyen bir kişi olması ve taraflar arasında sözleşme veya hukuki işlem bulunması gerekmektedir. Somut olayda, taraflar arasında araç satım sözleşmesi mevcut ise de, davalı, ikinci el aracı satan kişi olup, ticari veya mesleki amaçla hareket etmediğinden 6502 sayılı kanunun 3/1-(i) maddesi anlamında satıcı sıfatına haiz olmayıp, aradaki ilişki de tüketici işlemi değildir. Bu nedenlerle uyuşmazlığın genel hükümlere göre Asliye Hukuk Mahkemelerinde çözümlenmesi gerekir.”

İkinci El Aracın İadesi Mümkün müdür?

Evet mümkündür. Hatta bu size kanunun tanıdığı bir haktır. Pek çok vatandaşımız bu konuda bilgi sahibi değilse de, bu makalenin yazılma sebebi de budur. Zira çoğu zaman satıcılar, galericiler ve hatta sıfır araç satışında bayiler bile bu konuda vatandaşı caydırıcı söylemlerde bulunarak araç iadesinin mümkün olmadığından bahsetmektedirler. Fakat;

Hem 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun, hem de 6092 sayılı Borçlar Kanuna göre alıcın ”gizli ayıp” durumunda dört adet seçimlik hakkı mevcuttur. Üstelik adından da anlaşılacağı üzere bu hakların hangisinin kullanılacağı hususunda karar mekanizması alıcıdır. Bu haklar;

a) Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme,

b) Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinden indirim isteme,

c) Aşırı bir masraf gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme,

ç) İmkân varsa, satılanın ayıpsız bir misli ile değiştirilmesini isteme,

Gizli Ayıbın Sonradan Keşfedilmesi Durumu

Yukarıda da belirtildiği üzere gizli ayıp ”çıplak” gözle görülmeyen veya sonradan keşfedilen ayıplardır. Bu durumda aracın ayıplı olduğunu ve seçimlik haklarından hangisini kullanmak istediğinizi satıcıya yazılı bir şekilde (mail, noter ihtarnamesi veya posta yoluyla) bildirmek durumundasınız. Buradaki bildirim süresi açık ayıplar için otuz gün, gizli ayıplar ile ilgili olarak iki senedir. Fakat hemen belirtmek gerekir ki bu süreler hak düşürücü süreler olup, ayıbın fark edilmesinden itibaren en kısa süre içerisinde satıcıya başvurulması gerekmektedir. Gizli ayıplarda;

a) ilk altı ayda keşfedilen ayıpların satış anında var olduğu kabul edilir ve ayıpların satış anında var olmadığının ispatı satıcıya ait olur.

b) ilk altı aydan sonra keşfedilen ayıplarda ise ayıbın başta var olduğu ve ayıbın alıcıdan kaynaklanmadığının ispatı alıcıya aittir. 

Fakat ayıbın satıcı tarafından hile ile gizlenmesi durumu (örneğin kilometrenin düşürülmesi) veya ağır kusurundan kaynaklanan ayıplar ile ilgili olarak yukarıda verilen süreler işlemez ve bu durumda zamanaşımına tabi süre on yıl olacaktır. Örneğin iki sene bir ay sonra kilometrenin düşürüldüğü veya aracın komple boyalı olduğu ortaya çıkarsa satıcının sorumluluğuna gidilebilecektir. 

Görevli/Yetkili Mahkeme

Burada belirleyici faktör genellikle satıcının vasfı olup, üç adet durum ortaya çıkmaktadır. 

a) Satıcı halk arasında ”binici” olarak tabir edilen bir şahıs ise, görevli ve yetkili mahkeme davalının (satıcının) yerleşim yeri veya satışın gerçekleştirildiği yer Asliye Hukuk Mahkemesidir

b) Satıcı mesleki faaliyet kapsamında dava konusu aracı satmış ise (”Galerici” veya ”Bayii”, görevli ve yetkili mahkeme davalının yerleşim yerim mahkemesi olabileceği gibi TKHK’nun 73/5’e göre davacının yerleşim yeri Tüketici Mahkemesi de olabilecektir.

c) Alınan araç ticari kapsamda faaliyet gösteren bir şirket adına alınmış ise Ticaret Mahkemeleri görevli ve yetkili olacaktır. 

Önleyici Hukuk Adına Ne Yapılabilir?

Dölek Hukuk olarak bizim tavsiyemiz satıcının elinde expertiz raporu olsa dahi, notere gitmeden tekrar bir expertiz rapor alınması ve bir satış sözleşmesi düzenlenmesidir. Zira expertiz raporu doğrultusunda raporu düzenleyen işletme adına hem cezai hem de hukuki sorumluluk doğmaktadır.  Bir başka husus ise satış sözleşmesidir. Satış sözleşmesinde aracın kilometresi, boya durumu, varsa eksikleri ve hasar durumu kayıt altına alınıp iş bu sözleşmeye binaen yukarıda açıklanan dava yolu ile ilgili hem delil durumu hem de davanın sonuçlanması açısından size büyük bir fayda sağlayacaktır.

 


Not : Sitemizde yer verilen bilgiler, ilgili mevzuatlar ışığında konuyu genel hatlarıyla ele alır şekilde düzenlenmiştir. Eğer kendinize özel ve her vakaya göre değişkenlik gösterebilen ihtilaf odaklı öneriler istiyorsanız alanında uzman avukatımız ile iletişime geçmek için tıklayınız.

Yukarda ve sitemizde yer alan bilgiler ve makaleler herhangi bir reklam amacı taşımamakla beraber sadece bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup, bilgi ve makaleler yazıldıkları tarih itibariyle güncel mevzuatımıza göre yazılmıştır.