Düğünde Takılan Altınlar
DÜĞÜNDE TAKILAN ALTINLAR KİMİNDİR ? Her ne kadar mevzuatımızda bununla ilgili açık bir hüküm bulunmamakta ise de, Yargıtay’ın güncel kararları itibari ile düğünde takılan para, altın veya ziynet eşyaları aksini ispat eden sözleşme veya örf adet olmadığı sürece kim tarafından takıldığı önemsenmeksizin kadına aittir. Yargıtay 3. HD’nin 2019/1799 E. – 2019/5672 K. sayılı ilamına göre; Yargıtay’ın yerleşik uygulamasına, örf ve adete, ülke gerçekleri ile yöresel geleneklere göre; evlenme sebebiyle, gerek ailelerce ve gerekse yakınlarınca kadına geleceğinin güvencesi olarak düğünde takılan ziynet eşyaları ve para davacı kadına bağışlanmış sayılır. Aynı biçimde, düğünde erkeğe takılan ziynet eşyaları ve para açısından da kadının herhangi bir biçimde kabulü söz konusu olmadıkça ve aksi de ispatlanmadıkça kocanın bu eşyaları eşine bağışladığı kabul edilir. DÜĞÜNDEN SONRA ALINAN ALTINLARIN DURUMU Tarafların birikimi olan altınlar üzerinde mal rejimi açısından her iki tarafın da hakkı vardır. Fakat eşlerin birbirlerine hediye olarak aldıkları altın veya ziynet eşyaları artık hediye edilen tarafa bağışlanmış sayılır ve kişisel mal hükmündedir. Bu bağlamda bu mallar üzerinde eşlerin boşanma davası sırasında ileri sürebilecekleri bir hakları yoktur. Bu kuralın tek istisnası hediyeyi alan kişinin hediyeyi veren kişiye veya onun ailesine ağır bir suç işlemesi veya yükümlülüğünü ihlal etmesi durumudur. Bu durumda TBK m. 295 kapsamında bağışlananın iadesi davası (bağışlamadan rücu davası) boşanmadan bir yıl içerisinde açılabilecektir. DÜĞÜNDE TAKILAN ALTINLARIN İSPATI Boşanma davası ile birlikte düğünde takılan altınların iadesini veya bedelinin ödenmesini talep eden taraf, düğünde takılan altınların kendisinde olmadığını ve kocası tarafından kendisinden alındığını ispat etmek durumundadır. Davalı kadın söz konusu durumu düğün fotoğrafları, videosu, mesaj ve tanık gibi birçok delil ile ispatlayabilecektir. Altınlar koca veya kocanın ailesi tarafından kullanılırsa, davalı koca altınların eşinin rızası doğrultusunda ve iadeye tabi olmadan kullandığını ispat ederse ziynet borcundan kurtulur. Kısacası bu durumda altınların kadının rızası dışında alındığının ispatı erkeğe aittir. İspatlayamadığı takdirde ziynet borcundan kurtulamayacaktır. ZİYNETLER DÜĞÜM, BALAYI veya KINA İÇİN HARCANMIŞSA NE OLUR ? Erkek altınların kadının rızası veya iadeye tabi olmadan kullanıldığını ispat etmesi gerekir. Aksi takdirde ziynet borcu devam eder. ARABA, GAYRİMENKUL veya TÜP BEBEK İÇİN HARCANMIŞSA NE OLUR ? Yukarıda olduğu gibi burada da rıza ispat edilmezse ziynetlerin aynen iadesi, bu mümkün değilse bedelinin ödenmesi gerekmektedir. ALTIN ALACAĞI DAVASINDA GÖREVLİ/YETKİLİ MAHKEME HANGİSİDİR ? Altın alacağı davasında görevli mahkeme Aile Mahkemesi olup, yetkili mahkeme ise davalının yerleşim yeri mahkemesidir. Boşanma davası ile birlikte talep edilebileceği gibi ayrı bir dava olarak da açılabilir. Hemen belirtmekte fayda vardır ki altın alacağı davası boşanmandan bağımsız olarak da, eş deyişle boşanmayan eşler arasında evlilik birliği devam ederken dahi açılabilmektedir. Not : Sitemizde yer verilen bilgiler, ilgili mevzuatlar ışığında konuyu genel hatlarıyla ele alır şekilde düzenlenmiştir. Eğer kendinize özel ve her vakaya göre değişkenlik gösterebilen ihtilaf odaklı öneriler istiyorsanız alanında uzman avukatımız ile iletişime geçmek için tıklayınız. Yukarda ve sitemizde yer alan bilgiler ve makaleler herhangi bir reklam amacı taşımamakla beraber sadece bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup, bilgi ve makaleler yazıldıkları tarih itibariyle güncel mevzuatımıza göre yazılmıştır.
Daha fazla okuZina Sebebiyle Boşanma Davası
Zina Sebebiyle Boşanma Medeni Kanun m. 161 gereği eşlerden birisi zina eyleminde bulunursa, diğer eş zina eyleminin öğrenilmesinden itibaren altı ay ve herhalde beş yıl içerisinde zina sebebiyle boşanma davası açabilecektir. Zina sebebiyle boşanma davasının açılabilmesi için, eşlerden birisi üçüncü bir kişiyle cinsel birliktelik yaşaması gerekmektedir. Aksi takdirde öpüşmek, sarılmak, bir başka kadın veya erkekle vakit geçirmek veya dokunmak gibi durumlarda boşanma davası zina sebebiyle değil, haysiyetsiz yaşam sürme (MK m.163) sebebiyle açılmalıdır. Zina Sebebiyle Boşanmanın Sonuçları Bir boşanma davasında zinanın ispatlanması halinde, boşanma sebebi de ispatlandığı için boşanma sebebi gerçekleşmiş sayılmaktadır. Diğer bir değişle başka sebeplere bakılmaz ve boşanma davası zina sebebiyle açılmış ise boşanma davası da zinanın ispatlanması ile birlikte sonlanması gerekmektedir. Zinanın Mal Ayrılığı Davasına Etkisi Zina sebebiyle sonuçlanan boşanma davasında eşler arasındaki mal paylaşımı da talep halinde farlı olacaktır. Zira MK m. 236/2’ye göre ”Zina veya hayata kast nedeniyle boşanma hâlinde hâkim, kusurlu eşin artık değerdeki pay oranının hakkaniyete uygun olarak azaltılmasına veya kaldırılmasına karar verebilir”. Zina durumunda eşler arasındaki mal paylaşımı mevzuatımıza göre yarı yarıya farklı bir oranda hakimin takdir yetkisi kapsamında düzenlenebilecektir. Özetle kusurlu eşin (zina eden eş) artık değerdeki pay oranı (mal paylaşımındaki oranı) azaltılacak ve diğer eşe oranlandırılacaktır. Eşler Arasında Şiddetin Varlığı Halinde Zinanın Durumu Yargıtay 2. HD’nin 2017/4021 K. sayılı ilamına göre; Mahkemece davacı-karşı davalı kadın ağır kusurlu kabul edilerek dava ve birleşen davanın kabulü ile tarafların boşanmalarına kararı verilmiş ise de, yapılan yargılama ve toplanan delillerden, davacı-karşı davalı kadının zina eylemine karşılık, davalı-karşı davacı erkeğin de eşine sürekli şiddet uyguladığı anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu duruma göre boşanmaya sebep olan olaylarda, tarafların eşit kusurlu olduklarının kabulü gerekir. Eşit kusurlu eş lehine tazminata hükmedilemez. Hal böyle iken davacı-karşı davalı kadının ağır kusurlu kabul edilmesi ve bu hatalı kusur tespitine bağlı olarak davalı-karşı davacı erkek yararına maddi ve manevi tazminata (TMK m. 174/1-2) hükmedilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir. Özetle eşine sürekli olarak şiddet uygulayan bir eşin, eşinin kendisini aldatması karşısındaki tazminat istemi reddedilmesi gerekir. Zira Yargıtay’a göre eşler bu durumda eşit kusurlu sayılırlar ve zinanın özel sonuçları böyle bir durumda boşanma davasına etki etmez. Burada dikkat edilmesi gereken husus süreklilik kavramıdır. Bir kere şiddete uğrayan kişinin eşini aldatması ile sürekli şiddet gören kişinin aldatması hukuken farklı şeylerdir. Bir başka değişle bir kere şiddete uğrayan kişinin eşini aldatması durumunda zina sebebiyle boşanmanın sonuçları vuku bulacak olup, zina eden kusurlu bulunacaktır. Zinada Af Olgusu Yargıtay 2. HD’nin, 2019/1357 E. – 2019/6263 K. sayılı ilamına göre; (…) Davacı kadın tarafından özel boşanma sebeplerinden zina hukuki sebebine (TMK m. 161) ve evlilik birliğinin sarsılması (TMK m. 166/1) hukuksal sebebine dayanılarak boşanma isteminde bulunulmuş, mahkemece, TMK 161. madde kapsamında yapılan değerlendirmede, davacı kadının zina eyleminden haberdar olduğu ve zina eylemini bilmesine rağmen evlilik birliğini devam ettirdiği, davacı kadının, davalı erkeğin eylemini affettiği ya da hoşgörü ile karşıladığı, bu nedenle erkeğe kusur yüklenemeyeceği, zina eyleminin temadi ettiğine dair bir delilin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine, TMK 166/1 maddesi kapsamında yapılan değerlendirmede ise davacı kadının iddiasını ispatlar delil bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Davalı erkeğin uzun süreden beri bir başka kadınla birlikte yaşadığı, aynı kadınla ilişkisinin halen devam ettiği, sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği yapılan soruşturma ve dinlenen tanık beyanlarından […]
Daha fazla okuAnlaşmalı Boşanma
ANLAŞMALI BOŞANMA NEDİR ? 4721 sayılı Medeni Kanuna göre boşanma davası iki şekilde açılabilmekte olup, bunlardan ilki anlaşmalı boşanma, ikincisi ise çekişmeli boşanma davasıdır. Anlaşmalı boşanma davası, en az 1 yıllık evli olan eşlerin birlikte mahkemeye mutabık oldukları bir anlaşmalı boşanma protokolü sunarak ya da eşlerden birisinin diğerinin açtığı boşanma davasını kabul ettiğini beyan ederek gerçekleşmektedir. Burada önemli olan husus, her iki tarafın da özgürce ve boşanmanın sonuçları ile ilgili mutabık bir şekilde evlilik birliğini sonlandırma iradesidir. Anlaşmalı boşanma davasını açabilmek için aile mahkemesine iki adet evrak sunulmalıdır. Bunlardan biri, her iki tarafın imzaladığı boşanma protokolü olmakta iken, diğeri ise dava dilekçesidir. Genellikle dava dilekçesinin ekine boşanma protokolü eklenir ve hakim tarafından re’sen inceleme sonucu boşanma protokolünün gereken şartları sağladığı kanısına varılırsa, boşanma gerçekleştirilecektir. Böylelikle eşler hukuken etkin, hızlı ve kendi iradeleriyle hızlıca boşanma olanağına sahip olmaktadırlar. ANLAŞMALI BOŞANMANIN ŞARTLARI NELERDİR? Anlaşmalı Boşanma davası için gerekli olan şartlar TMK m 166/3’te düzenlenmekle birlikte, söz konusu şartların varlığı anlaşmalı boşanmayı gerçekleştirmek için zorunluluk arz etmektedir. Zira anlaşmalı boşanma protokolü temelinde özel hukuk ilişkisi barındıran bir sözleşmedir. Bu şartlar; Evlilik en az 1 yıl sürmüş olmalıdır. Eşler mahkemeye ya birlikte başvurmalıdır ya da birinin açtığı davayı diğeri kabul etmelidir. Hakim eşlerin hür iradeleriyle boşanma protokolünü hazırladıkları hususunda vicdani kanıyı elde etmelidir. Her ne kadar hür iradeyle hazırlanan bir boşanma protokolü olsa da, hakim tarafından uygun görülmelidir. GÖREVLİ ve YETKİLİ MAHKEME Aile Hukukundan doğan her uyuşmazlık gibi, aile birliğinin sonlandırılmasına ilişkin bu dava da aile mahkemesinde açılmaktadır. Yani görevli mahkeme Aile Mahkemesidir. Ancak Aile Mahkemesinin bulunmadığı yerlerde aile mahkemesi sıfatıyla Asliye Hukuk Mahkemesinde de bu dava açılabilir. Yetkili mahkeme ise eşlerden birinin yerleşim yerinin veya eşlerin davadan önce 6 ay birlikte oturdukları yer mahkemesidir. Not : Sitemizde yer verilen bilgiler, ilgili mevzuatlar ışığında konuyu genel hatlarıyla ele alır şekilde düzenlenmiştir. Eğer kendinize özel ve her vakaya göre değişkenlik gösterebilen ihtilaf odaklı öneriler istiyorsanız alanında uzman avukatımız ile iletişime geçmek için tıklayınız. Yukarda ve sitemizde yer alan bilgiler ve makaleler herhangi bir reklam amacı taşımamakla beraber sadece bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır.
Daha fazla oku



