MENFİ TESPİT DAVASI NEDİR?

Hukukumuzda bir hak veya hukuki ilişkinin varlığının mahkeme kararıyla saptanması için müspet tespit davası açılabileceği gibi, bir hak veya hukuki ilişkinin yokluğunun saptanması için de menfi tespit davası açılabilecektir (HMK m. 106).

Burada önemli olan husus, davacının açmakta olduğu davada hukuki bir menfaatinin bulunması zorunluluğudur. Zira hukuki menfaat bir dava şartı olup, menfi tespit davası sonucu elde edilecek karar, davacının hukuki durumunda değişiklik meydana getirecek ise, davacının açmakta olduğu davada hukuki yararının olduğu kabul edilir.

Menfi tespit davası, borçlunun, borcunu ödemeden önce borçlu olmadığının tespiti için açılan bir davadır. İcra İflas Kanunu’nun 76. Maddesinde düzenlenen menfi tespit davasında borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığının ispatı için menfi tespit davası açabilmektedir.

Takipten Önce Açılan Menfi Tespit Davası

Uygulamada sık görülmemekle beraber, borçlu icra takibine maruz kalmadan menfi tespit davası açma imkanına sahiptir. Doktrinde alacaklının elinde itirazın kaldırılmasına sağlayan bir belge olmadıkça borçlunun menfi tespit davasını açmakta hukuki yararının olmadığı kabul edilir. Zira takibe yapılacak itiraz sonucu takibin durdurulması başka bir işleme gerek kalmaksızın sağlanabilecektir.

Menfi tespit davasında arzu edilen sonuç, alacaklının ileri sürdüğü hukuki ilişkin yokluğunu ispatlamaktır. Nitekim her hukuki ilişkide olduğu gibi alacağın varlığı da birtakım şartlara bağlıdır. Alacağın doğum şartlarında eksiklik veya başka bir nedenle yokluğu iddia edildiği zaman, örneğin sendin hükümsüzlüğü, muaccel olmadığı (vadenin gelmemiş olması) veya senetteki imzanın borçluya ait olmadığı gibi nedenlerden dolayı menfi tespit davası açılabilecektir. Önemle belirtmek gerekir ki, ödeme emrine itiraz süresi içerisinde borçlu zamanaşımı itirazında bulunmamış ise, daha sonra buna dayanarak menfi tespit davası açamayacaktır. Bu nedenle ödeme emrine itiraz süresi içerisinde zamanaşımı itirazında bulunmak önem arz etmektedir.   

Menfi tespit davasının icra takibinden önce açılması durumunda, icra takibi kendiliğinden durmayacaktır. Fakat mahkeme talep üzerine alacağın yüzde on beşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir (İİK m.72). Buradaki takdir yetkisi bağlı takdir yetkisi olmayıp, teminat yatırılması durumunda her zaman icranın durdurulması kararı verilemeyebilir, zira uygulamada menfi tespit davasının açılmasının alacaklıyı zarar uğratmak için açıldığı sıklıkla görülmektedir.  

Takipten Sonra Açılan Menfi Tespit Davası

İcra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında, takipten önce olduğu gibi teminat yatırılıp ihtiyati tedbir kararı alınarak takibin durması sağlanamaz.

Ancak alacağın yüzde on beşinden az olmayan bir teminat yatırılıp ihtiyati tedbir kararıyla, takip sonrasında icra dairesince tahsile edilen paranın alacaklıya ödenmemesi sağlanabilir. Yani menfi tespit davası sonlanıncaya kadar paranın icra veznesinden alacaklıya ödenmesi geciktirilebilir. Yukarda açıkladığımız takipten önceki menfi tespit davasında icra takibi mahkeme kararı ile durdurulabilirken, burada sadece paranın alacaklının hesabına yatırılması ertelenmektedir.  

Görevli/Yetkili Mahkeme

Menfi tespit davasındaki tespite konu olgu, İcra İflas Kanunu uygulanmasından değil, genel hükümlerden doğan bir ilişkiyi tespite yöneliktir. Zira mahkemece tespiti istenilen alacağın doğmadığı veya geçerlilik şartlarında eksiklik olduğu iddia edilmektedir. Bu nedenle görevli mahkeme Asliye hukuk mahkemesi olup, yetkili mahkeme ise takibi yapan icra dairesinin bulunduğu yer mahkemesi veya davalının yerleşim yeri mahkemesidir.

Davanın Borçlu Lehine Sonuçlanması

Menfi tespit davası genel hükümlere göre görüldüğü için, davanın kazanılması durumunda borçlu lehine kesin hüküm meydana gelmektedir. Bu da tarafların aynı konu ile ilgili herhangi bir başka dava açmalarına engel teşkil edecektir.

İş bu davada borçlu lehine hüküm kurulduğu vakit icra takibi derhal duracaktır ve icra eski haline iade edilir. Borçlunun mallarına herhangi bir haciz konulmuşsa hacizler kalkar, mallar satıldıysa bedeli borçluya geri verilir. Hemen belirtmek isteriz ki, iyi niyetli üçüncü kişilerin mülkiyeti korunur ve bu kişilere karşı ancak şartları varsa ihalenin feshi davası açılabilir.

Dava sonunda davacının sadece kısmen borçlu olduğuna hükmedilirse icra kısmen iade edilir. Örneğin icra takibi 10.000,00 TL olarak başlatılmıştır ve fakat borçlu önceden borcun bir kısmını ödemiş ise, ödediği kısım iade edilir.

İcra veznesine yatırılan para borçluya geri verilmekte ise de ihtiyatı tedbir dolayısıyla yatırılan teminat ancak hükmün kesinleşmesi sonucu verilmektedir.

İcra takibinden sonra açılmış bir menfi tespit davasında borçlu lehine hüküm kurulmuş ise, borçlu haksız yere icra takibine maruz kalması ve borçlunun da kötü niyetli olması nedeniyle, talep üzerine, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden az olmamak şartıyla tazminata hak kazanabilecektir. Bu oran kanunda belirtilen maktu bir oran olmakla beraber, borçlu alacağın yüzde yirmisinde tekabül eden miktardan daha fazla bir zarar maruz kaldıysa bunu ispat ederek dava dilekçesinde talep etmek şartıyla tazminat tutarının yükseltilmesine karar verilebilir.

Davanın Alacaklı Lehine Sonuçlanması

Açılan dava reddedilir ise borcun varlığı mahkemece kesin hüküm teşkil edecek şekilde tespit edilmiş olur. İcra takibinden önce açılan davada, alacaklı söz konusu hüküm ile ilamlı icra yolu ile alacağını tahsil edebilecektir.

Yerleşik Yargıtay içtihatlarınca, mahkemece borçlu lehine verilen bir ihtiyati tedbir kararı mevcut ise, kesinleşmesi beklenmeden bu karar kaldırılır. Burada ise alacaklı, alacağına geç kavuşması nedeniyle alacağın yüzde yirmisinden az olmamak kaydıyla tazminata hak kazanacaktır ve doktrinde bu tazminatı talep etme yükümlülüğünün olmadığı kabul edilir. Yani mahkeme kendiliğinden bu tazminata hükmedebilecektir. Fakat zara yüzde yirmiden fazla ise, alacaklı bunu talep ve ispat etmekle yükümlü olacaktır.

 


Not : Sitemizde yer verilen bilgiler, ilgili mevzuatlar ışığında konuyu genel hatlarıyla ele alır şekilde düzenlenmiştir. Eğer kendinize özel ve her vakaya göre değişkenlik gösterebilen ihtilaf odaklı öneriler istiyorsanız alanında uzman avukatımız ile iletişime geçmek için tıklayınız.

Yukarda ve sitemizde yer alan bilgiler ve makaleler herhangi bir reklam amacı taşımamakla beraber sadece bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup, bilgi ve makaleler yazıldıkları tarih itibariyle güncel mevzuatımıza göre yazılmıştır.