İhalenin Feshi Davası
İhalenin Feshi Davası Nedir ? Mevcut bir icra dosyasında borçlunun borcunu ödememesi durumunda alacaklı borçlunun mallarını devlet tarafından el konulmasını (haciz işlemi) talep edebilmektedir. Bu durumda alacaklı üzerine haciz konulan malların icra dairesi yoluyla satılarak malların paraya çevrilmesini de talep edebilecektir. Söz konusu satış İcra Müdürlükleri ve Sulh Hukuk Mahkemeleri Satış Memurlukları tarafından satışı yapılacak menkul ve gayrimenkullerin satış ilanlarını 2004 sayılı İcra İflas Kanununun ilgili maddelerinde düzenlenen prosedürler dahlinde gazetelerde ve T.C. Adalet Bakanlığının Elektronik Satış Portalında yayınlamaktadır. Yukarıda da değinildiği üzere İcra Daireleri ve Sulh Hukuk satış Memurlukları tarafından yapılacak yapılacak olan açık artıma yolu ile satış işleminin 2004 sayılı İcra İflas Kanununda düzenlenen maddelere uygun bir şekilde gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Söz konusu satışın kanunda düzenlenen prosedürlere aykırı bir şekilde yapılırsa İİK madde 134’e göre;
Daha fazla okuKambiyo Hukukunda Aval ve Avalin Kefaletten Farkları
KAMBİYO HUKUKUNDA AVAL VE AVALİN KEFALETTEN FARKLARI Kambiyo hukukunda kefalet (aval) 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 700 – 702. maddeleri arasında düzenlenmiş olup, söz konusu aval, kambiyo hukukuna ilişkin şahsi bir teminat niteliğindedir. Senette imzası bulunanlara karşı ek bir güvence sağlayan senetteki aval imzası, halk arasında kefalet olarak bilinse de, avalin hukuki olarak Türk Borçlar Kanunu’nda düzenlenen kefalet ilişkisinden farklılıkları bulunmaktadır. Bu kapsamda T.C. YARGITAY İÇTİHATI BİRLEŞTİRME GENEL KURULU’nun 2017/4 E. – 2018/5 K. ve 20/04/2018 tarihli kararı bizlere yol gösterici olacaktır; Kefalet Sözleşmesi Kefalet sözleşmesi, kefilin alacaklıya karşı, borçlunun borcunu ifa etmemesinin sonuçlarından kişisel olarak sorumlu olmayı üstlendiği sözleşmedir (TBK m.582). Kefalet sözleşmesi mevcut ve geçerli bir borç için yapılabileceği gibi gelecekte doğacak veya koşula bağlı bir borç için de bu borç doğduğunda veya koşul gerçekleştiğinde hüküm ifade etmek üzere yapılabilir (TBK m.582). Asıl borç ilişkisi geçersizse kefilin sorumluluğuna gidilemez. Ancak yanılma veya ehliyetsizlik sebebiyle asıl borçlunun sorumlu olmadığı bir borç için kefil olan kişi, yükümlülük altına girdiği sırada sözleşmeyi sakatlayan bu eksikliği biliyorsa kefaletinden dolayı sorumlu olur. Aynı kural, borçlu yönünden zaman aşımına uğramış bir borca kefil olan kişi hakkında da uygulanır. Kefalet sözleşmesinin geçerli olarak kurulabilmesi için yazılı şekilde yapılması; kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihinin ve kefaletin müteselsil olması durumunda kefilin bu hususları kendi el yazısıyla yazması şarttır. Kefalet sözleşmesinde sonradan yapılan ve kefilin sorumluluğunu artıran değişikliklerin de kefalet için öngörülen bu şekil şartlarına uyularak yapılması gerekir (TBK m.583). Kefalet Sözleşmesinde Eş Rızasına İlişkin Düzenleme ve Bu İlkenin Kişisel Güvence Verilmesine İlişkin Diğer Sözleşmelerde Uygulanması a) Kefalet sözleşmesinde eş rızasına ilişkin düzenleme Kefalette eş rızasına ilişkin düzenleme Türk Borçlar Kanunu’nun 584’üncü maddesinde yer almaktadır. Eşlerden biri mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı olmadıkça veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğmadıkça ancak diğerinin yazılı rızasıyla kefil olabilir; bu rızanın sözleşmenin kurulmasından önce ya da en geç kurulması anında verilmiş olması şarttır. Kefalet sözleşmesinde sonradan yapılan ve kefilin sorumlu olacağı miktarın artmasına veya adi kefaletin müteselsil kefalete dönüşmesine ya da kefil yararına olan güvencelerin önemli ölçüde azalmasına sebep olmayan değişiklikler için eşin rızası gerekmez. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun eşin rızası ile ilgili getirdiği 584. maddesi hükmü, Kanun’un yürürlüğe girdiği günden itibaren iş hayatını yavaşlattığı yönünde ağır eleştirilere maruz kalması nedeniyle ticari hayatın doğal akışını kolaylaştırmaya yönelik değişiklik yapma gerekçesi ile Türk Borçlar Kanunu’nun 584’üncü maddesine 28/03/2013 tarihinde 6455 sayılı Kanun’un 77’nci maddesiyle eklenen üçüncü fıkra, eş rızasının aranmayacağı hâlleri şu şekilde sıralamıştır: – Ticaret siciline kayıtlı ticari işletmenin sahibi veya ticaret şirketinin ortak ya da yöneticisi tarafından işletme veya şirketle ilgili olarak verilecek kefaletler, – Mesleki faaliyetleri ile ilgili olarak esnaf ve sanatkârlar siciline kayıtlı esnaf veya sanatkârlar tarafından verilecek kefaletler, -27.12.2006 gün ve 5570 sayılı Kamu Sermayeli Bankalar Tarafından Yürütülen Faiz Destekli Kredi Kullandırılmasına Dair Kanun kapsamında kullanılacak kredilerde verilecek kefaletler, -Tarım kredi, tarım satış ve esnaf ve sanatkârlar kredi ve kefalet kooperatifleri ile kamu kurum ve kuruluşlarınca kooperatif ortaklarına kullandırılacak kredilerde verilecek kefaletler, için eşin rızası aranmaz. b) Eş rızasının kişisel güvence verilmesine ilişkin diğer sözleşmelerde uygulanması Türk Borçlar Kanunu’nun ‘”Uygulama alanı” başlıklı 603’üncü maddesi şu şekildedir: ”Kefaletin şekline, kefil olma ehliyetine ve eşin rızasına ilişkin hükümler, gerçek kişilerce, kişisel güvence verilmesine ilişkin olarak […]
Daha fazla oku




