Zina Sebebiyle Boşanma 

Medeni Kanun m. 161 gereği eşlerden birisi zina eyleminde bulunursa, diğer eş zina eyleminin öğrenilmesinden itibaren altı ay ve herhalde beş yıl içerisinde zina sebebiyle boşanma davası açabilecektir. Zina sebebiyle boşanma davasının açılabilmesi için, eşlerden birisi üçüncü bir kişiyle cinsel birliktelik yaşaması gerekmektedir. Aksi takdirde öpüşmek, sarılmak, bir başka kadın veya erkekle vakit geçirmek veya dokunmak gibi durumlarda boşanma davası zina sebebiyle değil, haysiyetsiz yaşam sürme (MK m.163) sebebiyle açılmalıdır.

Zina Sebebiyle Boşanmanın Sonuçları

Bir boşanma davasında zinanın ispatlanması halinde, boşanma sebebi de ispatlandığı için boşanma sebebi gerçekleşmiş sayılmaktadır. Diğer bir değişle başka sebeplere bakılmaz ve boşanma davası zina sebebiyle açılmış ise boşanma davası da zinanın ispatlanması ile birlikte sonlanması gerekmektedir. 

 

Zinanın Mal Ayrılığı Davasına Etkisi

Zina sebebiyle sonuçlanan boşanma davasında eşler arasındaki mal paylaşımı da talep halinde farlı olacaktır. Zira MK m. 236/2’ye göre ”Zina veya hayata kast nedeniyle boşanma hâlinde hâkim, kusurlu eşin artık değerdeki pay oranının hakkaniyete uygun olarak azaltılmasına veya kaldırılmasına karar verebilir”.

Zina durumunda eşler arasındaki mal paylaşımı mevzuatımıza göre yarı yarıya farklı bir oranda hakimin takdir yetkisi kapsamında düzenlenebilecektir. Özetle kusurlu eşin (zina eden eş) artık değerdeki pay oranı (mal paylaşımındaki oranı) azaltılacak ve diğer eşe oranlandırılacaktır. 

 

Eşler Arasında Şiddetin Varlığı Halinde Zinanın Durumu

Yargıtay 2. HD’nin 2017/4021 K. sayılı ilamına göre;

Mahkemece davacı-karşı davalı kadın ağır kusurlu kabul edilerek dava ve birleşen davanın kabulü ile tarafların boşanmalarına kararı verilmiş ise de, yapılan yargılama ve toplanan delillerden, davacı-karşı davalı kadının zina eylemine karşılık, davalı-karşı davacı erkeğin de eşine sürekli şiddet uyguladığı anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu duruma göre boşanmaya sebep olan olaylarda, tarafların eşit kusurlu olduklarının kabulü gerekir. Eşit kusurlu eş lehine tazminata hükmedilemez. Hal böyle iken davacı-karşı davalı kadının ağır kusurlu kabul edilmesi ve bu hatalı kusur tespitine bağlı olarak davalı-karşı davacı erkek yararına maddi ve manevi tazminata (TMK m. 174/1-2) hükmedilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.

Özetle eşine sürekli olarak şiddet uygulayan bir eşin, eşinin kendisini aldatması karşısındaki tazminat istemi reddedilmesi gerekir. Zira Yargıtay’a göre eşler bu durumda eşit kusurlu sayılırlar ve zinanın özel sonuçları böyle bir durumda boşanma davasına etki etmez. Burada dikkat edilmesi gereken husus süreklilik kavramıdır. Bir kere şiddete uğrayan kişinin eşini aldatması ile sürekli şiddet gören kişinin aldatması hukuken farklı şeylerdir. Bir başka değişle bir kere şiddete uğrayan kişinin eşini aldatması durumunda zina sebebiyle boşanmanın sonuçları vuku bulacak olup, zina eden kusurlu bulunacaktır. 

Zinada Af Olgusu

Yargıtay 2. HD’nin, 2019/1357 E. – 2019/6263 K. sayılı ilamına göre;

(…) Davacı kadın tarafından özel boşanma sebeplerinden zina hukuki sebebine (TMK m. 161) ve evlilik birliğinin sarsılması (TMK m. 166/1) hukuksal sebebine dayanılarak boşanma isteminde bulunulmuş, mahkemece, TMK 161. madde kapsamında yapılan değerlendirmede, davacı kadının zina eyleminden haberdar olduğu ve zina eylemini bilmesine rağmen evlilik birliğini devam ettirdiği, davacı kadının, davalı erkeğin eylemini affettiği ya da hoşgörü ile karşıladığı, bu nedenle erkeğe kusur yüklenemeyeceği, zina eyleminin temadi ettiğine dair bir delilin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine, TMK 166/1 maddesi kapsamında yapılan değerlendirmede ise davacı kadının iddiasını ispatlar delil bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Davalı erkeğin uzun süreden beri bir başka kadınla birlikte yaşadığı, aynı kadınla ilişkisinin halen devam ettiği, sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği yapılan soruşturma ve dinlenen tanık beyanlarından anlaşılmaktadır. Zina eylemi devam ettiğine göre, hak düşürücü süre de geçmiş sayılmaz. Toplanan delillerden, davalı erkeğin zinasının temadi ettiği anlaşılmaktadır. O halde, davacı kadının özel boşanma sebeplerinden zina hukuki sebebine (TMK m. 161) ve evlilik birliğinin sarsılması (TMK m. 166/1) hukuki sebebine dayanılarak açmış olduğu her iki davanın kabulü yerine, yazılı gerekçe ile reddi doğru görülmemiştir. (…)

 

Örneğin; Eşiniz sizi aldattı ve siz de eşinizi affettiniz. Bu durumda eşinize karşı o aldatma sebebine dayanarak dava açamazsınız. Fakat eşiniz sizi bir daha aldattı veya öğrendiniz ki eşiniz sizi aldatmayı bırakmadı ve aldatma eylemi devam ediyor. İşte bu durumda af mekanizması vücut bulmayacaktır. Zira devam eden zinanın hukuken affı mümkün değildir. 

Zinada Deliller

Bir eşin başka bir kişi ile otelde kalması, kapalı bir ortamda vakit geçirmesi gibi veya ortak konutta (yalnız) vakit geçirmesi zinaya karinedir. Kısacası oteldeki bir kayıt mahkemeye zinaya dayalı delil olarak sunulabilecektir. Yine zina eden eşin HTS kayıtları (telefon görüşmeleri), mesajlaşmaları veya tanık delili de zinanın varlığı hakkında delil olarak sunulabilecektir. Fakat önemle belirtmek gerekir ki, zinanın varlığı şüpheye mahal vermeyecek şekilde net delillerle ispatlanması gerekir. Aksi takdirde hakim zina sebebiyle açılan davayı terditli açılmaması halinde reddedecektir. Bu sebeple boşanma davalarında hak kaybına uğramamak adına mutlaka bir avukat ile çalışılması önem arz etmektedir.

 


Not : Sitemizde yer verilen bilgiler, ilgili mevzuatlar ışığında konuyu genel hatlarıyla ele alır şekilde düzenlenmiştir. Eğer kendinize özel ve her vakaya göre değişkenlik gösterebilen ihtilaf odaklı öneriler istiyorsanız alanında uzman avukatımız ile iletişime geçmek için tıklayınız.

Yukarda ve sitemizde yer alan bilgiler ve makaleler herhangi bir reklam amacı taşımamakla beraber sadece bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup, bilgi ve makaleler yazıldıkları tarih itibariyle güncel mevzuatımıza göre yazılmıştır.